YENİDEN DOĞUŞ
Y E N İ D E N D O Ğ U Ş

Leopar ,Güney Afrika da ve Asya da yaşayan yırtıcı bir hayvandır.Sarı üzerine parlak
Siyah benekli postu çok makbuldür.Bir de Kırgızistan bölgesinde,bilhassa ışık gölü etrafında yaşayan
Ve nesilleri gittikçe azalmakta olan kar Leoparları vardır.
Kar leoparlarını yakalamak için avcılar iyi bir eğitime tabi tutulurlar.Hayvanın atlayışı,kurnazca hücum edişi,saklanmayı ve gözetlemeyi bilişi, yavrularına son derece düşkün olan karakterini bilmeden hareket eden avcılar feci akıbetle karşılaşırlar.
Zamanın birinde, kar leoparlarının bulunduğu Kırgızistan da nehir kıyısında küçük bir
Kasabada yaşayan Baturhan adında genç bir adam,İhtiyar ve iyileşmez yaraları olan annesine bakmaktan bıkar. Hele böyle hasta bir ana ya bakmak mecburiyetinden dolayı hiçbir kız onunla evlenmeye yanaşmamasından dolayı zihni karışarak,kendi kendine < annemi şu leoparların bulunduğu mıntıkaya bırakayım da kurtulayım> der.
Annesini sırtına alıp tepelere doğru çıkarken, ihtiyar kadın fısıldar gibi güçsüz sesi ile,
- Beni nereye götürüyorsun evladım deyince:
- Anne ben leopar avına çıkıyorum, sende bi kenarda dur,biraz hava al ; uzun süredir odada kapanmaktan bıkmışsındır der.
Kadın:
- Oğlum o halde dikkatli ol, şayet yuvasını bulursan sakın yavrusunu önceden almaya teşebbüs etme,hayvan güzel saklanmasını bilen cinstendir. Unutma ki ana leoparı vurmadan yavruyu alamazsın.
Bu sözler delikanlının içine işler. Birden hayvanlarda bile ne kadar kudretli olan analık şefkatinin yüceliğinin düşüncesi
Zihnini işgal eder. Pişmanlık ruhunu sarar.
Annesinin kendisini yetiştirdiği yılların hayalleri hafızasına perde perde yığılmaya başlar.Aniden geri döner.
- Anne der, silahımı unutmuşum. Hem nedense bu gün içimde bir korku da var. Geri dönelim, sana bu kadar hava almak yeter.
Delikanlı hızlı adımlarla şehre dönerken, hiç ummadığı yerde kayalıklar arasından bir leopar çıkar. Birden ne yapacağını şaşırır ve sırtında annesi ile beraber gücü yettiği kadar kaçmaya başlar.
İhtiyar kadın:
- Evladım leoparı iyi tanırım ya ölür yada öldürür. At beni önüne,kaç canını kurtar yalvarırım diyerek ellerini bırakır ve kendisini oğlunun sırtından aşağı salıverir. Arkasından kayan annesine,can havliyle daha fazla mani olamayınca,tek başına koşarak ağaçlıklar arasına dalar.
Bir müddet sonra heyecanı yatışıp döndüğü zaman da kemiklerini ve parçalanmış elbiselerini toplayacak güç bulamadan hıçkırarak oracıkta bayılır.
Ondan sonra yıllarca ıssız yerlerde,çöllerde dolaşır.Allahtan af diler. Vicdanından kaçmanın imkansız olduğunu idrak ettiği ve kendini bir kayalıktan aşağı atmayı düşündüğü bir gecede annesini rüyasında görür.
Artık bu ıztırap yeter evladım der,sana dargın değilim çünki biliyorum ki beni anlamış olarak ölüme terk etmiştin.
Geçmeyen yaralarımı sizi yetiştirmek uğruna kazandığımı ve sana yük olurken ne derece üzülebileceğimi,seni hayatımdan çok sevdiğimi anlatmıştım. Biliyorum beni anlamadan daha başka saadet veremezdin ki. Bir an için evladı tarafından anlaşılmak leopara yem olmaktan ağırdır. Ne olur bunu idrak et ve kendine kıyma,hayatına dön.
Bitkin bir halde uyanan adam,annesinin kendisinin son dakikada his ettiklerini bildiğine ve kendisini af ettiğine kani olarak yeniden hayatına döner…
Salih BOZACIOĞLU
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
2 yorum yazilmistir
2009-06-19 18:28:33 - yeniden doğuş
Yazan: filiz aksusizi kutluyorum salih abi...hikayeyi döne döne okudum, çok dokunaklı
Bağlantı - -
2007-11-02 01:03:18 - 3 KASIM DA ANKARA DAYIZ
Yazan: dsdtextÖzgür - demokratik ve Eşitlikçi Bir Türkiye İçin
3 Kasımda Ankara dayız, Ankarada olmalıyız
Bağlantı - -